Sözlükte "gerçek" ne demek?

1. Bir durum, bir nesne ya da bir nitelik olarak var olan, varlığı yadsınmayan, olgu durumunda olan, hakiki; temel, başlıca, asıl.
2. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici; doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
3. Göründüğü gibi olan, yapay olmayan; gerçek durum, gerçeklik, realitegerçek

Cümle içinde kullanımı

Kağıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur.
Gerçekle ve gerçeğin kurallarıyla bağdaşmayan ancak bu adamdı.
- T. Buğra

Gerçek kelimesinin ingilizcesi

adj. true, real, factual, original, actual, authentic, genuine, rightful, truthful, right, exact, proper, literal, bona fide, dinkum, earnest, honest to god, honest to goodness, intrinsic, pucka, pukka, sincere, sterling, straight-out, substantial
adv. for real
n. truth, fact, reality, the real, the true, verity, veracity, low down, right, sooth, troth, actualities